Hasan Türkyılmaz Kaleminden ORMANCILIK/3
TÜRKİYE ORMANLARI ve ORMAN YANGINLARI İLE MÜCADELE!..
Değerli Meslek Mensuplarımız
Saygıdeğer Kamuoyu;
Orman ve orman yangınları değil bir başlıkta onlarca başlık binlerce sayfa ve yüzlerce kitapta kayıt altına alınsa bihakkın anlatılamayabilir.
Dönem içerisinde dilimiz döndüğünce aklımız yettiğince 40 yıla yakındır ormancılık birikimimizin hem şu andaki devletimizin Siyasal ve Bürokratik Yönetim Erkine bir bakış açısı oluşturması için, hemde Meslektaşlarımıza ve Meslek Camiamıza duygu dünyamızdaki ve bilgi hazinemizdeki birikimlerimizi aktarma maksadıyla başlamış olduğumuz ormancılıkla ilgili yazı serüvenimize bu haftaki konumuz ormanlarımız ve orman yangınları şeklinde bir başlık ve gündem oluşturmuş bulunmaktayız.
Neden bu başlık ve bu gündem?
Yangın sezonu içerisinde bulunduğumuzda hem yapılan mücadelenin hem yapılan eleştirilerin hemde yapılan tavsiyelerin maalesef ve üzülerek ifade ediyorum ki bir değeri harbiyesi olmamakta ya da olamamaktadır.
O nedenle hazır yangın sezonu öncesinde bulunmamızı bir imkan bilerek görüş, düşünce ve tavsiyelerimizi saygıdeğer kamuoyumuzla ve ilgililerle paylaşalım ki belki birilerinin dikkatini çeker, belki ilgililer takip eder, belki karar vericiler görür, ülkemizin akciğerleri ormanlarımız dünyanın en büyük düşmanı ateşe ve yangına karşı korunması için gerekli tedbirler alınır ümidini taşımaktayım.
Son yıllarda iklim değişikliği dünyanın bir hakikati haline döndü ve iklimin değişmesi otomatikman küresel ısınma süreci ile beraber doğru orantılı bir yol izlemektedir.
Şöyle kısaca Küresel Isınmanın orman yangınlarına etkisini izah etmeye çalışalım;
Küresel ısınmaya bağlı olarak dünyada ve ülkemizde son yıllarda orman yangınlarında ciddi artışlar yaşanmaktadır.
Sıcaklık artışları ve yağış rejimindeki azalışlar kuraklık sonucunu doğurmaktadır.
Yaşanan kuraklıklar yangınların sayısını artırırken istikrarsız hava halleri sonucu oluşan rüzgarlar yangınların yayılması ve büyümesinde önemli bir unsur olmaktadır.
1880 yılından bu yana yapılan meteorolojik ölçümlerde, yaşadığımız son 10 yılın 9’u tarihteki en sıcak yıllar olarak kayıtlara geçmiştir.
Ülkemizde de geçtiğimiz yıl uzun yıllar sıcaklık ortalamalarının 2,3 derece üzerinde gerçekleşerek yeni bir rekor kırmıştır.
Bu nedenle kuraklığın en etkili seyrettiği batı bölgelerimiz orman yangınlarına karşı aşırı kırılgan bir hale gelmiş ve bu bölgelerde ciddi yangınlarla karşılaşılmıştır.
Glabal Forest Watch (küresel orman izleme) sitesinden alınan bilgilere göre; dünya genelinde 2001-2012 yıllarını kapsayan dönemde yılda ortalama 44 milyon hektar orman alanı yangınlardan zarar görürken, 2013-2023 yıllarını kapsayan dönemde yangınlardan zarar gören orman alanı 94 milyona çıkmıştır.
Bu bilgiler bize göstermektedir ki artık küresel ısınma ve iklim değişikliği dünyanın reddedilemez bir hakikatidir
Öncelikle bu hakikati bilip ve kabullenip bu realite göz önüne alınarak neler yapılması gerektiğine uzmanlar ve idarecilerin çözümler üretmesi gerekmektedir.
Türkiye ormanları hem küresel ısınma dolayısıyla iklim değişikliği etkisinde bulunmakta, hem Akdeniz kusağı ülkelerden birisi olmakta ve mevcut ormanları %55’i yangına hassas alanlardan oluşmaktadır
Şimdi böyle bir coğrafya, böyle bir iklim bize orman yangınları ile mücadele eden devlet adına yetkili kurum olan Orman Genel Müdürlüğü’nün gerekli tedbirleri almasını ve Türkiye’nin akciğerleri ormanları koruması gerektiği sonucunu gösteriyor
Şunun altını çizelim;
Türkiye coğrafyasını 100 birim üzerinden değerlendirdiğimizde
%30’luk kısmı orman tanımı ile tanımlanmakta
%60’lık kısmı orman dışı kırsal alan dediğimiz mera ve ziraat alanından oluşmakta
%10’luk kısmı ise yerleşim alanlarından müteşekkil olmaktadır.
Devlet adına orman olarak tanımlanan alanlardaki orman yangınlarından sorumlu kurum Orman Genel Müdürlüğüdür