Hasan Türkyılmaz Kalemi’nden ORMANCILIK/17
Hasan Türkyılmaz Kalemi’nden ORMANCILIK/17 (Pazartesi/20.07.2026)
ORMANLARIMIZ & ORMAN KÖYLÜMÜZ VE ORMANLARA DÖNÜK TEHDİTLER!
Değerli Meslek Mensuplarımız,
Saygıdeğer Kamuoyu,
Türkiye’de ormanlarımız ve ormancılığımız konuşulmaya başlandığında en önemli dayanağımız ve gücümüz orman köylülerimizdir.
Kırsal alanlarda hayatını devam ettiren orman köylümüzün sorunları çözülmeden, ormanlarımızın sorunlarını halletmek mümkün değildir.
Orman köylülerinin en büyük sorunları nelerdir diye düşündüğümüzde:
Orman köylümüz; insanlarımızın yaşamının ana kaynağı olan oksijen üretim deposu ekosistemin bir parçası olan ormanların korunması noktasında büyük katkı veren vatandaşlarımızdır.
Birinci sorun; köylülerimizin ormanlarda yapmış oldukları işler karşılığı sosyal güvenlik sistemi kapsamında bulunmuyor olmaları en ciddi handikaptır.
Devletimiz mutlaka bu soruna bir çözüm bulmalıdır. Yani artık hiçbir fabrikada sigortası başlatılmadan bir işçi çalışma hayatına başlayamıyorsa ormanlarımızda ekosistemi koruma adına, ormanların sürdürülebilirlik ve süreklilik ilkesi çerçevesinde yönetilmesi ve yürütülmesi adına yapılan faaliyetlerde çalışan orman köylümüzün mutlaka ama mutlaka sosyal güvenlik kapsamına alınması en önemli şartlardan birisidir.
İkincisi de devletimizin kırsal alanda yaşayan insanımıza verdiği teşviklerdeki farklılıklardır.
Köylülerimize devletimiz desteğini, Orman Genel Müdürlüğünün Orman ve Köy İlişkileri Dairesi Başkanlığı aracılığıyla verdiği şekilde vermelidir. Yani parayı vererek ne yapıyorsan yap anlayışı yerine, hangi konuda katkı veriliyorsa onun fiilen yapılmasını sağlayıp kontrolünün sonunda ücretinin ödenmesi gerekir.
Yani ORKÖY Daire Başkanlığımız bir mantolama hizmeti verecekse bir köylü vatandaşın evine bunun fiilen yapılmasını sağlıyor, kontrol ediyor ve parasını aktarıyor.
Oysa doğrudan gelir desteği adı altında eski adıyla Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, yeni adıyla Tarım ve Orman Bakanlığımızın tarım birimleri ise alan bazlı destek vermektedir.
Bu ikisi arasında doğru modülasyonun Orman Genel Müdürlüğü ORKÖY Dairesi aracılığıyla verdiği uygulamadır. Tüm kırsal desteklerin fiilî sonuca göre verilmesi köylünün kalkınmasında en büyük katkıyı sağlayacaktır.
Orman köylülerinin kalkınması için hangi projeler geliştirilmeli diye düşündüğümüzde ilk aklımıza gelenler şunlar olmaktadır:
Ormanların korunması, geliştirilmesi, genişletilmesi hedeflerine ulaşılmasını sağlamak amacıyla orman içinde ve bitişiğinde yaşayan köy halkının ekonomik, sosyal ve kültürel yönden kalkınmalarına katkı sağlamak, ormanlar üzerindeki olumsuz baskıları en aza indirmek ve birinci derecedeki ilgilerini başka gelişim sektörlerine yöneltmek amacıyla ORKÖY (Orman ve Köy İlişkileri birimi), 1956 yılında yürürlüğe giren 6831 sayılı Kanun’un 13. maddesinde değinilen orman içi ve kenarında bulunan köyler halkına 20 yıl süreyle “Kalkınma Kredisi” verilmesi amacıyla kurulmuştur.
Zaman içinde farklı yapılanmalar içerisinde yer almış ve nihayetinde 04/07/2011 tarih ve 27984 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 645 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Orman Genel Müdürlüğü bünyesinde Daire Başkanlığı olarak faaliyetlerine devam etmektedir.
Bu kapsamda orman köylülerine ferdi kredi desteği ve kooperatif kredi desteği olmak üzere iki farklı destek programı mevcuttur.
Ferdi Kredi Destekleri
Ferdi desteklemelerde, her hanede şartları taşıyan bireylerden sadece birine destek verilmektedir. Bu destekler sosyal nitelikli ve ekonomik nitelikli olmak üzere iki grupta uygulanmaktadır.
Sosyal nitelikli destekler, odunun yakacak olarak kullanımını azaltarak orman köylüsünün yaşam kalitesini artıran projelerden oluşmaktadır. Faizsiz olarak verilen bu kredilerde ödemesiz dönem bulunmazken geri ödeme süresi 3 ila 5 yıl arasında değişmektedir. Güneş enerjisi ile su ısıtma sistemi, dış cephe mantolama, dam örtüsü yenileme, katı yakıtlı kalorifer sistemi ve elektrik tesisatı yenileme projeleri bu kapsamda yer almaktadır.
Ekonomik nitelikli destekler ise orman köylülerine gelir getirici faaliyetler için sağlanmaktadır. Proje türüne göre 1 ila 4 yıl arasında ödemesiz dönem tanınan bu krediler faizsiz olarak kullandırılmakta ve geri ödeme süresi 3 ila 7 yıl arasında değişmektedir. Ormancılık faaliyetlerine ilişkin üretim ve mekanizasyon projeleri, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık, bitkisel üretim ve kadınlara yönelik mikro kredi destekleri bu alandaki projeler arasında bulunmaktadır.
Kooperatif Kredi Destekleri
ORKÖY kapsamındaki kooperatif kredi destekleri ise orman köylerinde kurulan tarımsal kalkınma kooperatiflerine verilmektedir. Bu desteklerle ortaklık ruhunun geliştirilmesi, yeni üretim tekniklerinin kazandırılması, ürünlerin değerinde pazarlanması ve orman köylüsünün yerinde istihdam edilmesi hedeflenmektedir.
Kooperatif desteklerinde de proje türüne göre 1 ila 4 yıl ödemesiz dönem uygulanmakta, faiz alınmamakta ve geri ödeme süresi 3 ila 10 yıl arasında değişmektedir.
Başlıca destek konuları arasında süt toplama tesisi, zeytin işleme tesisi, ormancılık çalışmalarına yönelik iş makineleri, çam fıstığı işleme tesisi, hızar atölyesi, soğuk hava deposu ve mandıra projeleri yer almaktadır.
Genç nüfusun köylerden kentlere göç etmesi orman yönetimini nasıl etkiliyor diye düşündüğümüzde karşılaştığımız sorun ve sonuçların bir kısmını şöyle izah edebiliriz:
Yirminci yüzyılın son çeyreğinde hızlanan kırsaldan kente göç olgusu, köy nüfuslarının azalmasına neden olmuştur.
1980 yılına kadar toplam nüfusun çoğunluğunu bünyesinde barındıran kırsal nüfus, kentlere olan göç nedeniyle bu yıldan sonra mutlak olarak azalma sürecine girmiştir.
Genç nüfus, daha iyi eğitim ve istihdam imkânları nedeniyle kentleri tercih etmekte; bu durum kırsal alanlarda nüfusun azalmasına, yaşlı nüfus oranının artmasına ve yerel ekonomilerin daralmasına yol açmaktadır.
Doğal olarak kırsal bölgelerin sosyal yapısı ve ekonomik potansiyeli olumsuz etkilenmektedir. Orman köylerindeki nüfus zaman içerisinde yaşlanmaktadır. Demografik açıdan incelendiğinde bu yaşlanmanın göçün bir sonucu olduğu ortaya çıkmaktadır.
Göçü tetikleyen temel faktörler; kent hayatının kırsaldakinden daha iyi olacağına olan inanç, sigortalı bir işte çalışmanın tercih edilmesi, köyde bir gelecek görememek ve eğitimin iş bulma süreçlerinde avantaj sağlayacağı düşüncesidir.
Orman köylerinde ovada bulunan köylere göre göç daha yoğun yaşanmaktadır. Bu durum köylerde nüfusun azalmasına, ormancılık faaliyetlerinde çalışacak genç iş gücünün azalmasına neden olmuştur. Kırsalda genç nüfus azalışına bağlı olarak genç aile oranı, doğurganlık ve çocukluk çağında nüfus da azalmaktadır.
Bu durum:
• Kırsalda yaşamını sürdüren çocuklar için dezavantajlı durumlara yol açmakta,
• Erken yaşlardan itibaren tarımsal üretimi görerek yetişen çiftçi sayısının azalma riskini ortaya çıkarmaktadır.
Hâl böyleyken; genç nüfusun köylerden şehirlere göç etmesi ya da gurbet hayatına başka illere gitmesi, ormancılık sektörünün orman yönetimi itibarıyla ciddi bir insan kaynağı açığını ortaya koymaktadır.
Köy nüfusumuz, kırsal alandaki insan kaynağı nüfusumuzun genç kısmı şehirlere, metropollere gitmekte; dolayısıyla orta yaşlı, çoğunlukla da yaşlı insan kaynağımız ormanlarda faaliyetlerde bulunur durumda kalmaktadır.
Bu da ormancılık faaliyetlerinde insan kaynağı zafiyeti oluşturmaktadır. Bu bir tespit olarak kenarda dururken, bunu çözme adına da artık Mesleki Yeterlilik Kurumunun ilgili alanlarda eğitimlerini almış, sertifikasını almış vatandaşlarımız aracılığıyla ormancılık büro ve şirketleri üzerinden bir eğitim modülasyon süreci ile bu ormancılık faaliyetlerinin profesyonel iş gücü istihdamı modeliyle çözülmesi konusu, orman yönetimi ve ormancılık işleriyle ilgili bir aksaklığa sebebiyet vermeyecek formül olarak karşımızda bulunmaktadır.
Ormanlarımız ve orman köylümüz süreci birlikte değerlendirildiğinde önümüzdeki 10 yıl içinde Türkiye’nin ormanlarını bekleyen en büyük tehlike nedir konusu, önümüzde duran en öncelikli cevaplanması gereken bir sorudur.
Önümüzdeki 10 yıl, 20 yıl, 30 yıl, 50 yıl fark etmez; geleceğe dönük Türkiye ormanlarını bekleyen en önemli sorunlardan birincisi, küresel ısınma ile iklim değişikliği sürecinde alınacak eksik tedbirler neticesinde yangın riskinin orman ekosistemine vereceği zarardır.
Ama sadece yangın riskini ve oluşturduğu zararı değil, ormanların doğal afetlere (sel, heyelan gibi olaylara) dönük de gerekli tedbirlerin alınmaması önümüzde duran tehlikelerden birisidir.
Yani ormanlık alanların yukarı havzalarında gerekli teknik çalışmalar yapılarak heyelanlara ve sellere altlık oluşturacak yapıların giderilmesi için ön tedbirler alınmalıdır.
Gelecek 10 yıllık dönemlerde bu tedbirler ormanların doğal afetlerle tahribatına önlem olarak önümüzde durmaktadır.
Ancak en önemli sıkıntılı süreç insan kaynağımızın ekosistem, doğa ve orman bilincinin artırılması ile ötelenebilir, önlenebilir durumdur.
Çünkü hem yangınlara baktığımızda hem de ormanlardaki usulsüz faydalanmalara baktığımızda birinci obje olarak insan kaynağı önümüze çıkmaktadır.
O nedenle gelecek yıllara dönük ormanların en büyük riski yangın gibi gözükse de insan kaynağı, kısaca insanımızın orman ekosistemini kullanma sorunudur birinci madde.
Bunu gidermek için de her platformda söylüyoruz: Artık Millî Eğitim Bakanlığımız eğitim programı müfredatına yeşil vatan dersi koyarak ilkokuldan üniversiteye kadarki süreç içerisinde ekosistem, doğa, orman ve yaşam bilinci oluşturma çalışmalarını genç nesillere aşılamak ve beyinlere yerleştirmek için bir çalışmanın içerisine girmek zorundadır.
Bir başka bölümü ve boyutu itibarıyla da Orman Bakanlığımız ve Orman Genel Müdürlüğümüz, Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğümüz, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğümüz müştereken ya da münferiden yapacakları çalışmalarla vatandaşlarımızın bilinç artımını sağlayacak, bilgilerini artıracak çalışmalarda ve basın yayın kuruluşlarının tüm prime time zamanlarında bu konuyu ana gündem yapacak eylemlerle doğa bilincinin halkımızın her bireyinde oluşturulmasını sağlamak zorundadırlar.
Tüm bu yazdıklarımız bütün olarak düşünüldüğünde Türkiye’nin ormanları için bugün ya da yarın en büyük tehdit nedir ve eğer önlem alınmazsa bizi nasıl bir gelecek bekliyor konusuna kısaca izahat getirmeye çalışalım:
Ormanların bugün en büyük tehdidi neydi diye şu ana kadar anlatımlarımız içerisindeki değişik maddelerde ve başlıklarda verdiğimiz izahatlar içerisinden süzerek ortaya bir sonuç koyabiliriz.
Yani aslında bu konunun cevabını anlatımlarımızla ortaya koyduk ama tekrar altını çizmemiz gerekirse;
Birincisi; yangın riski,
İkincisi; insan kaynağımızın ekosistemin en önemli parçası olan ormanlarımızın kullanım usul ve esaslarına hakkıyla riayet etmemesi,
Üçüncüsü; sanayi tesislerimizin doğayla ilgili uyumlu bir yapıyı, yatırımlarını yaparken dikkate almaması,
Dördüncüsü; belediyelerimizin ormana bitişik alanlarda imar uygulamalarını yaparken ormanları koruma adına gerekli koruyucu kuşak bırakmaması ve asli görevi olan orman dışı kırsal alandaki ’lık yönetim alanlarında ormanlara dönük yangın riskini azaltıcı itfaiye teşkilatlarında gerekli tedbirleri almaması.
Onlarca veriyi alt alta üst üste yazabiliriz ama orman teşkilatı itibarıyla da baktığımızda artık orman yangınlarıyla mücadelede ya da orman teşkilatının tüm ormancılık işlerini gerçekleştirirken iş yoğunluğu dikkate alınarak vardiyalı çalışma sisteminin artık orman teşkilatı açısından olmazsa olmaz bir ihtiyaç olduğunun ortaya konması gerekmektedir.
Bunun da bir tehdit olduğunu yani yangın sezonunda ve yangın bölgelerinde vardiyasız çalışma düzenine devam edilmesi ormanlarımız için en büyük tehditlerden birisidir diyebiliriz.
Orman köylümüzün yazı içeriğinde belirttiğimiz hususların çözülmemesi başka bir tehdit olarak önümüzde bulunmaktadır.
Tüm bu süreçler birlikte düşünüldüğünde orman teşkilatının insan kaynağı açığının giderilmesi en önemli şart olarak önümüzde dururken, özellikle işçi olarak insanlarımızın devlet görevine alınması sürecinde hatta memur alımında bile istihdam konusunda kırsal alan yaşamında bulunan insanlara öncelik tanınması gerektiği hususu bir kenarda çok üst düzeyde tartışılacak ana gündem maddesi olmalıdır.
Bu ve buna benzer hususların açık platformlarda ve masanın üstüne konarak şeffaf bir şekilde tartışılmıyor, istişare edilmiyor ve kararların bu mütalaalar sonucu oluşmuyor olması bir başka tehdidi oluşturmaktadır.
Unutmayalım, ORMAN HAYATTIR!..
Bugününüz ve yarınınız, sağlıklı ve huzurlu olsun inşallah!..
Hasan TÜRKYILMAZ
Orman Mühendisleri Odası
Genel Başkanı
