Hasan Türkyılmaz’ın Kalemi’nden Ormancılık/31
Hasan Türkyılmaz’ın Kalemi’nden Ormancılık/31 (Pazartesi/26.10.2026)
2026 BİRLEŞMİŞ MİLLETLER İKLİM ZİRVESİ VE TÜRKİYE!
Değerli Meslek Mensuplarımız,
Saygıdeğer Kamuoyu,
Bu hafta sizlerle Türkiye’nin ev sahipliğinde yapılacak olan BM İklim Zirvesi ve ilişkili uluslararası süreçler ile Türkiye’nin ev sahipliğinin önemi ve yapılması gerekenler konusunda hasbihâl etmek istiyorum.
Dünyanın küresel ısınmanın etkisiyle yaşamakta olduğu iklim değişikliği sürecinin ana gündem maddelerinden birisi olması çok doğru bir karardır. Ayrıca Türkiye’nin sahip olduğu orman varlığı itibarıyla yangın süreçlerinden en fazla etkilenen ülkelerden birisi olması hasebiyle, zamanlama açısından böyle bir zirveye ev sahipliği yapmasını çok önemli ve değerli görmekteyim.
Bu açıdan bakıldığında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın küresel iklim aksiyonuna dair siyasi liderliğiyle tüm devlet birimlerinin, kurumlarının ve imkânlarının bu zirvenin başarılı geçmesi açısından seferber edilmiş olması önemlidir. Tüm devlet yönetim ekipleri ve ülkenin yeşil vatanını savunma mücadelesine eylem ve görüşleriyle katkı veren sivil toplum kuruluşları da bu sürece ellerinden gelen tüm katkıyı vermelidir.
Bu süreç tamamlanana kadar başarı elde edilmesi için yapılması gerekenlere odaklanılmalı, eksiklikler ilgilileriyle paylaşılarak giderilmelerine katkı verilmeli ve temsil edilen kurum ve birimler için yapılması gerekenler ek bir talimat ya da talebe gerek olmadan yerine getirilmelidir.
İşte tam da bu doğrultuda Orman Mühendisleri Odası Genel Merkez yönetim ekibimiz ve tüm şube başkanlıklarımızla birlikte bu sürecin Türkiye açısından başarılı olması için yapılması gerekenleri yerine getirme ve uhdemize düşen katkıyı sunma mücadelesi içerisindeyiz.
Şimdi de müsaadenizle süreçle ilgili bir bilgilendirme yapalım;
COP (Taraflar Konferansı), 1992’de kabul edilen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında her yıl düzenlenen en üst düzey küresel iklim zirvesidir. Dünyanın dört bir yanından devlet ve hükûmet başkanları, bakanlar, bilim insanları, iş dünyası liderleri ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getiren COP, iklim değişikliğiyle mücadelede ortak eylemi müzakere etmek ve ilerletmek için birincil platformdur. COP31, bu küresel sürecin 31. oturumunu oluşturmakta olup 2026 yılında Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecektir.
İklim değişikliğiyle ilgili diğer uluslararası süreçlere bir göz attığımızda;
Kyoto Protokolü, küresel ısınma ve iklim değişikliğiyle mücadele amacıyla gelişmiş ülkelere sera gazı salımlarını azaltma konusunda hukuki bağlayıcılığı olan yükümlülükler getiren ilk uluslararası anlaşmadır.
11 Aralık 1997 tarihinde Japonya’nın Kyoto kentinde kabul edilmiş, yeterli onay sayısına ulaşıldıktan sonra
16 Şubat 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Anlaşma, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne (UNFCCC) bağlıdır.
“Paris Anlaşması” (2015 – İklim Değişikliği)
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) kapsamında, 12 Aralık 2015 tarihinde Paris’te düzenlenen COP21’de kabul edilen küresel iklim anlaşmasıdır.
4 Kasım 2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Temel amacı: Küresel ortalama sıcaklık artışını sanayileşme öncesi döneme kıyasla 2 °C’nin çok altında tutmak, mümkünse bu artışı 1,5 °C ile sınırlandırmaktır.
Özellikleri: Ülkelerin sera gazı emisyonlarını azaltmak için ulusal katkı beyanlarında bulunmasını şart koşar.
Bu süreçte;
Gerek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) ve bu küresel sürecin 31. oturumu COP31 (Taraflar Konferansı),
Gerek “Kyoto Protokolü”,
Gerekse de “Paris Anlaşması”
Birlikte değerlendirildiğinde bunlar, dünyanın ortak hareket etmesi gerektiğini ve verilen mesaj çerçevesinde gerekli tedbirlerin vakit geçirilmeden hayata geçirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Burada esas dikkat edilmesi gereken ana gündem konusu, mevzuat ya da uluslararası süreç açısından metinsel eksikliklerin detaylarını tartışmak yerine, ülkelerin küresel ısınma hakikati karşısında iklim değişikliği sürecinde alması gereken tedbirlerin ya da yapması gereken işlerin ne kadarını hayata geçirip geçirmediğinin sorgulanmasıdır.
İşin en dikkat çekici yönü, uluslararası sürecin çatısı altında toplandığı Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen kurallara uymayan ülkelerle ilgili, devletlerin ulusal mevzuatları itibarıyla yapmaları gerektiği hâlde yapmadıkları hususların öncelikle gelişmiş ülkeler açısından sorgulanması gerekirken bunun yapılmamasıdır.
Bir yandan gelişmiş sanayinin neden olduğu sera gazı salınımı ve çevre kirliliği, bir başka yandan İkinci Dünya Savaşı sonrası doğal ormanların ülke kalkınmaları için katliam düzeyinde kesilerek ekonomiye katkı sağlanması ve devamında suni ormanların oluşturulması süreçleri ortada dururken, buralardan olağanüstü rantlar elde etmiş olan gelişmiş ülkeler, küresel ısınmanın ve iklim değişikliğinin normal standartlara dönmesi için tüm ülkeler açısından kurallar belirlemekle beraber baskı ve uygulamaları az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelere yükleme yoluna gitmektedirler.
Bu durum uluslararası tüm süreçlerde karşımıza çıkmaktadır.
İnşallah Türkiye üzerine düşeni yaptığını bütün bilgi ve belgelerle ortaya koyarak gelişmiş ülkelerin de yapması gerekenleri hayata geçirmeleri noktasında gerekli öncülüğü yapmış olacaktır.
Bu hususla ilgili çokça tanım yapılabilir, yorum ve bilgi paylaşılabilir.
Ancak elektronik çağda iletişim ağlarının sınırsız bilgi barındırdığı ve bu bilgilere ulaşılmasına imkân verdiği bir dünyada bilgi fazlalığıyla kafa yormak yerine, bir bakış açısı sunarak, öngörüler ve yönlendirmelerle yazımızı sonlandırmak isterim.
Yoksa bu yazdıklarımızın çok daha ötesindeki istatistiksel ve tarihsel verilerle mevzuata ilişkin bilgileri herkesin her yerden elde etmesi mümkün olduğu hâlde burada paylaşmak bıktırıcı olur.
O nedenle bu hafta siz değerli takipçilerimize, saygıdeğer kamuoyumuza ve meslektaşlarımıza saygı ve hürmetlerimi sunuyor; sağlıkla, huzurla yaşamaya, düşünmeye ve pek tabii ki doğru olanı yapmaya yönlendirme gayretimi anladığınız inancıyla yazımı sonlandırıyorum.
UNUTMAYALIM; ORMAN HAYATTIR!..
Bugününüz ve yarınınız, sağlıklı ve huzurlu olsun inşallah!..
Hasan TÜRKYILMAZ
Orman Mühendisleri Odası
Genel Başkanı
