Hasan Türkyılmaz’ın Kalemi’nden Ormancılık/28
Hasan Türkyılmaz’ın Kalemi’nden Ormancılık/28 (Pazartesi/05.10.2026)
KÜRESEL ISINMA İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ SÜRECİNDE NE DURUMDAYIZ VE YAPILMASI GEREKENLER!
Değerli Meslek Mensuplarımız,
Saygıdeğer Kamuoyu,
Bu hafta son yıllarda bütün ihtişamıyla etkisini tüm ülke insanımız olarak, hatta tüm dünya insanlığı olarak net bir şekilde hissetmiş olduğumuz küresel ısınmanın ortaya koyduğu iklim değişikliği süreci ile ilgili siz değerli dostlarımızla hasbihâl etmek istiyorum.
Bu konu, böyle bir haftalık köşe yazısına ya da sosyal medya paylaşımına sığdırılmayacak kadar geniş etkisi olan ve tüm insanlarımızın geleceğe dönük yaşamsal riskini oluşturan iki olgudan bahsettiğimiz düşünüldüğünde, belki bir hatırlatma, bir başlangıç ya da gündeme taşıma olarak değerlendirilebilir paylaştıklarımız.
Özellikle Türkiye gibi Akdeniz iklim kuşağı içerisinde bulunan ve orman varlığının ’inin yangın riski taşıdığı ve arazi yapısının dağlık kesimlerinin düz kesimlerinden çok daha fazla olduğu bir coğrafyayı düşündüğümüzde, yaşanan ve geleceğe dönük daha şiddetli yaşanacak olan iklim değişikliklerinin en fazla bedelini ödeyecek ülkelerden birisi olduğumuzu bir kenara not olarak kaydedilmek üzere burada altını çizerek ifade ediyorum.
Türkiye’de, özellikle yaz dönemleri sıcaklık artışları, nemin düşüklüğü ve rüzgâr hızı üçgeninde oluşan yangın süreçlerinde hep küresel ısınmayı ve iklim değişikliğini konuşuyoruz maalesef.
Niçin maalesef diyorum? Çünkü küresel ısınmanın ve iklim değişikliğinin sadece bu sezonda değil, 12 aylık bir zaman dilimini kapsayan, insan yaşamını ve tüm canlı yaşamını etkileyen yeni bir güncelimiz olduğunu ve dünya realitesi olduğunu unutmamamız gerekiyor.
O nedenle devletimizin ilgili birimleri bu konuda alınması gereken tedbirleri hiç vakit geçirmeden derhal ve ivedilikle almalı ve yapılması gerekenler bir an evvel hayata geçirilmelidir.
Değerli takipçilerimiz ve saygıdeğer ülke insanımız,
Ülke olarak hiçbir şey yapmıyoruz, sadece küresel ısınma ve iklim değişikliği etkilerinin zararlarının bedelini ödüyoruz gibi bir tanımlama yapmak kesinlikle bir haksızlık olur, bunu özellikle ifade edeyim.
Ancak şunu da özellikle belirteyim, belirtmeliyim ve altını da kalın çizgilerle çizerek ifade etmeliyim ki yapılması gereken süreçler ve eylemler bihakkın yapılıyor da diyemiyorum.
Bunun pek tabii ki birçok sebebi vardır.
Meramımızın üzüm yemek olup bağcıyı dövmek olmadığı, tüm yazı süreçlerimizi takip edenlerin bildiği gibi burada da maksadımız; atılması gereken adımların, yapılması gereken işlerin, hayata geçirilmesi gereken uygulamaların hızlandırılması çalışmalarına katkı vermektir.
Bu tanımlama ve izahattan sonra iki değerli meslektaşımızın kuruluşunu yaparak başkanlıklarını yürüttükleri küresel ısınma ve iklim değişikliği ile ilgili derneklerinin olması ve bu konuda ülkemiz ekosistemindeki olumsuz etkileri giderme adına faaliyette bulunmaları tebriği çoktan hak etmektedir.
Bu konuda söz söyleyen tüm ormancılık meslek mensubu kardeşlerimizin, meslektaşlarımızın ve ülke insanımızın söylemleri tamamen kendi görüşleridir. Katıldıklarımız olduğu gibi katılmadığımız hususlar da pek tabii mümkündür. Tabii ki sizin de gerek onların görüşlerine gerek bizim sizinle paylaştığımız görüşlerimize katıldıklarınız ve katılmadıklarınız olacaktır.
Ben o nedenle iki meslektaşımızın dünyanın etkisinde kaldığı küresel ısınma ve iklim değişikliği ile ilgili sivil toplum yapıları oluşturup faaliyette bulunmalarını çok değerli ve önemli görüyorum.
KÜRESEL-DER (Küresel Isınma ve İklim Değişimi ile Mücadele Derneği) Başkanı Ziya Polat Bey’in Sakarya Orman Bölge Müdürlüğü, daha öncesinde Elazığ Orman Bölge Müdürlüğü, daha öncesinde de Çevre ve Orman İl Müdürlüğü görevlerinde bulunmuş olduğunu düşündüğümüzde, bu alandaki faaliyetleri ile Türkiye ekosistemine katkı vermeye çalıştığı ortaya çıkmaktadır. Çalışmalarında başarılar diliyorum.
KÜREM-DER (Küresel Isınmayla Mücadele Derneği) Başkanı Faruk Çebi Bey’in Ağaçlandırma Genel Müdür Yardımcılığı, İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü, Ankara Orman İşletme Müdürlüğü gibi görevlerde bulunduğunu düşündüğümüzde, kurmuş olduğu dernek üzerinden vermeye çalıştığı Türkiye ekosistemine katkıyı tebrik ediyor ve çalışmalarında başarılar diliyorum.
Geçen hafta Küresel Isınmayla Mücadele Derneği Başkanı Faruk Çebi Bey şahsımı arayarak bu konuda yapmış olduğu çalışmalarla ilgili bilgi verdi ve kamuoyuna bilgi paylaşacağını ifade etti.
Türkiye’nin ve dünyanın etkilendiği bu konuyla ilgili meslek odası olarak yapılan çalışmalara dönük katkımızı talep etmesi beni ziyadesiyle memnun etmiştir.
Kendisinin kamuoyuyla da paylaşacağı çalışması ile ilgili şahsımla paylaşmış olduğu tespit ve önerileri bu yazı vesilesiyle sizlerle paylaşmak istiyorum.
Sel ve Su Baskınlarının Tek ve Kalıcı Çözümü
KIRSAL DÖNÜŞÜM PROJESİ
Sel Felaketinin Başlıca Nedenleri
Ülkemizin gerçekleri ile bağdaşmayan orman yasası ile yapılmaya zorlanan orman kadastro çalışmaları,
Geçmişte ekonomik ve yaşam şartlarının etkisi ile sonradan oluşan ormanların da hızlı bir şekilde tahrip edilmesi,
Tapulu arazilerdeki ağaçlardan dolayı devlet el koyar korkusuyla ormanların tarım alanına dönüştürülmesi,
Bilimsel gerçeklere aykırı uygulamalarla ekolojik dengenin bozulması.
SEL FELAKETİNİN DOĞURABİLECEĞİ SONUÇLAR
Küresel ısınmanın etkisi ile ülkemizdeki yaşam riski zamanla daha da artacaktır,
Bugüne kadar yaşanmış felaketlerden çok daha büyük toplu ölümlere ve topoğrafik değişimlere yol açabilecektir,
Kitlesel toprak kaymaları ile tsunamiye benzer büyük su baskınları kaçınılmaz olacaktır.
SEL FELAKETİNİN KALICI VE TEK ÇÖZÜMÜ
Nasıl ki depremle mücadelenin kesin ve kalıcı çözümü kentsel dönüşüm projesi ise sel ve su baskınlarıyla mücadelenin de kesin ve kalıcı çözümü “Kırsal Dönüşüm Projesi” olacaktır,
Kırsal Dönüşüm Projesi: Başta orman varlığı olmak üzere tahrip edilmiş tüm doğal değerlerin tekrar havzaya kazandırılması ve bozulan ekolojik dengenin iyileştirilmesi amacıyla yapılan tüm çalışmalardır.
KIRSAL DÖNÜŞÜM PROJESİ
Başta orman yasası olmak üzere diğer birçok yasada radikal değişikliğe gidilmelidir,
Devlet adına gasp edilmiş bütün tapulu araziler ön koşulsuz, tapusuz sahipli araziler de orman yetiştirme koşuluyla sahibine iade edilmelidir,
Ormandan tarıma dönüştürülmüş araziler derhal vatandaş adına ormanlaştırılmalıdır. Gerekli finansal destek de karşılıksız sağlanmalıdır,
Fındık ve çay bahçesi gibi tarım arazilerinin de verimliliği artırılmalıdır,
Bozulan ekolojik dengenin iyileştirilme çalışmalarına hız verilmelidir,
Başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerimizin su havzalarının tamamı ormanlaştırılarak mevcut imar yasağı anayasal güvenceye alınmalı ve “Millet Bahçesi” olarak hizmete sunulmalıdır,
Kentsel Dönüşüm Projesi’yle depremden koruduklarımızı sel ve heyelan felaketiyle kaybetmemek için “Kırsal Dönüşüm Projesi”nin uygulanması kaçınılmaz olmuştur.
Şeklinde kısaca özetleyebileceğimiz raporunun başlık kısımlarını bizimle paylaşmış oldu.
Değerli meslek kamuoyumuz,
Bu konu dünün çok öncelikli ve ana başlıklı gündemi değilken bugünün önemli ve etkisini iliklerimize kadar hissettiğimiz ana gündemlerinden birisi hâline dönüşmüş, ilerleyen zamanlarda ise tedbir alınırsa sıkıntısız atlatacağımız, tedbirler ihmal edilirse çok acı reçetelerini ve bedellerini ödeyeceğimiz bir vaka hâline dönüşecektir.
O nedenle tezelden, ister iki dernek başkanımızın çalışmaları ve diğer meslek mensuplarımızın çalışma, tavsiye ve önerileriyle istersek de yeni çalışmalarla, bu süreçte mutlaka el birliği modeli ile hareket edilerek ülkemizi ve dolayısıyla dünyayı küresel ısınma etkisi ile oluşan iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı koruyucu tedbirleri almamız gerekmektedir.
Sorun-çözüm başlığı adı altında alanında uzman kişilerden alınacak ve icra makamını yöneten devlet iradesi tarafından hayata geçirilecek birçok proje vardır ve geleceğe dönük de hayata geçirilecektir.
Esas olan, projesi yapılmış ve kamuoyuyla paylaşılan, yetkili makamlara da arz edilen doğru projeyi zamanında hayata geçirmektir.
İnanıyorum ki devletimizin Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız liderliğindeki yönetiminde sağlık, ulaşım ve eğitim gibi kangren olmuş çokça sorununa nasıl çözüm için reçete yazılıp faaliyete başlandıysa, Türkiye’nin ve dünyanın kangreni hâline dönüşmeye namzet küresel ısınma ve iklim değişikliği ile ilgili de reçete yazılarak faaliyete en kısa zamanda tüm devlet birimleri tarafından geçirildiğini tüm ülke insanı olarak göreceğiz.
Sizlere hayırlı bir hafta diliyorum.
Kalın sağlıcakla!
UNUTMAYALIM; ORMAN HAYATTIR!..
Bugününüz ve yarınınız, sağlıklı ve huzurlu olsun inşallah!..
Hasan TÜRKYILMAZ
Orman Mühendisleri Odası
Genel Başkanı
