Hasan Türkyılmaz’ın Kalemi’nden Ormancılık/29
Hasan Türkyılmaz’ın Kalemi’nden Ormancılık/29 (Pazartesi/12.10.2026)
YÖNETİMDE LİYAKAT, TÜRKİYE VE COP31!
Değerli Meslek Mensuplarımız,
Saygıdeğer Kamuoyu,
Tüm takipçilerimize ve saygıdeğer insanımıza hayırlı bir hafta, sağlıklı bir gelecek dilek ve temennilerimle bu hafta sizlerle başlığa not ettiğim konu üzerinde hasbihâl etmek istiyorum.
Ve sizleri tabii iki yıl öncesine, Orman Mühendisleri Odamızın yönetimde liyakat konusundaki basın açıklamasıyla bir tefekküre davet ediyor; iki yıl sonra geldiğimiz noktada, haklı olmaktan haz duymadığım sıkıntılı bir süreci birlikte yaşadığımızı ve daha ilerleyen versiyonlarını göreceğimizi ifade etmek istiyorum.
Bir önceki haftaki yazımızda küresel ısınmanın etkisiyle iklim değişikliğini ve Türkiye’nin durumunu tahlil ettik, kısaca bir bakış açısı oluşturmaya çalıştık.
Bu hafta ise Türkiye ve dünya için önemli olan Çölleşme ve Erozyonla Mücadele biriminin yönetimindeki ehliyetsizliğin ve liyakatsizliğin, iki yıl önce ikazında bulunduğumuz hâlde tedbir alınmamasının geldiği noktayı tahlil edeceğiz.
İsterseniz önce sizi 1 Ağustos 2024 tarihine doğru bir düşünmeye davet ederek Orman Mühendisleri Odası yönetim ekibimizle kaleme aldığımız ve başta Saygıdeğer Cumhurbaşkanımıza, Değerli Bakanımıza ve saygıdeğer kamuoyumuza gerekli dostane, yapıcı ve çözüm içerikli önerimizi içeren basın açıklamamızı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Tabii ki akabinde de birkaç cümlemiz olacak inşallah!
ÇÖLLEŞME VE EROZYONLA MÜCADELE GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE YAPILAN ATAMA İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI
(01 Ağustos 2024 Perşembe 09:00)
Mevcut orman ekosistemlerinin doğal kaynak niteliğini koruyarak sürdürülebilir yönetimi ile verimlilik ve iktisadilik prensiplerine bağlı olarak işletilmesi gerekmektedir.
Ormanların geliştirilerek artırılması, ekonomik kaynak niteliğinden ziyade varlık değerinin ön plana çıkartılması elzemdir.
Ormanlar tek başına düşünülse dahi ülkemizin ve dünyanın geleceğine garantör olacak en büyük ekosistem parçasıdır.
Ekosistemin devasa bir parçası olan bu garantörün öne çıkan doğal, kültürel, estetik ve nadir ekosistem özellikleri taşıyan orman alanları, millî park, tabiat parkı, tabiatı koruma alanlarının korunarak gelecek nesillere aktarılması, üst ve alt havzalar ile yan havzalarda toprağın korunması, arazi bozulumunun önüne geçilmesi, ağaçlandırma yolu ile üst havzalarda toprak erozyonu, sel, taşkın, çığ, alt havzalarda kumul erozyonu ile mücadele Orman Mühendisliği disiplininin görev alanında yer almaktadır.
Temel başlıklarla sayılan söz konusu faaliyetlerin en iyi örnekleri yine ülkemizde, dünyaya örnek olacak nitelikte Orman Mühendisliği meslek disiplini eliyle icra edilmiştir.
Tüm dünyada ormancılık hizmetleri 2 ya da 3 kamu disiplini teşkilatlanması ile çalışmakta ve hizmet sunumunu yapmaktadır. Ülkemizde de benzer bir teşkilatlanma ile yukarıda sayılan unsurlar ile beraber temel ormancılık faaliyetleri; Orman Genel Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü ve Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü eliyle yürütülmektedir.
Söz konusu kurumlarda çok sayıda meslek disiplininin yer alması, kurumsal faaliyetlerin etkin, verimli ve sürdürülebilir nitelikte yerine getirilmesi açısından önemlidir.
Tüm bunlarla birlikte, ormancılık faaliyetlerinin temel politika yapıcısı, planlayıcısı, teknik ve bilimsel anlamda uygulayıcısı dünyada olduğu gibi ülkemizde de akademik anlamda Orman Mühendisliği meslek disiplininin görevi ve sorumluluğunda olmakla birlikte, ulusal mer’i mevzuat da bunu işaret etmektedir.
Bu faaliyetlerin yürütücülüğünün de Orman Mühendisleri tarafından yerine getirileceği 8/7/2006 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5531 sayılı Orman Mühendisliği Yetki Kanunu ile de güvence altına alınmıştır.
Kamu kurumu niteliğinde anayasal bir kuruluş olan Orman Mühendisleri Odası olarak özellikle son yıllarda ölçüsü ve niteliği farklı olmakla birlikte; mesleki alanımızın ve yasal kazanımlarımızın sürekli ihlal edilme gayreti ve fiili ile karşı karşıya kalmaktayız.
Mesleğimiz ve meslektaşımızdan aldığımız güç ve yetkiyle her daim ihlal ve fiillerin karşısında olduk, olmaya da devam edeceğiz.
Her meslek kendi disiplininde değerli ve kıymetlidir. Ancak kendi mesleğinde ehliyet sahibi olan bir kişi bu alanda liyakat sahibi olur.
Bir kişi iyi bir kalp cerrahı olarak liyakat sahibidir. Ancak uçak uçuramaz. Çünkü uçağı uçurmak için herhangi bir eğitimi olmadığından bu konuda ehliyet sahibi değildir.
Örneğin bir Orman Mühendisi; toprağın korunması ile ilgili aldığı eğitimler ve alanda yaptığı uygulamalar ile hem ehliyet hem de liyakat sahibi olabilir. Ancak almış olduğu bu eğitim onu betonarme bir binanın inşasında görev almaya yönelik ne ehliyet sahibi ne de liyakat sahibi yapar.
Ancak görüyoruz ki mesleki alanımızın meslek disiplinimiz dışından kişiler eliyle yönettirilmesi gayreti ve sevdası bitmemiştir. Ehliyet ve liyakat ölçütünün alt düzey görevlerde ihlalini alışkanlık hâline getiren bir kısım bakanlıklar, hızını alamayıp temel ormancılık disiplini içinde olan kurumlarımızın en üst düzey yöneticilerini de Orman Mühendisliği disiplini dışından atamaktadırlar.
Yapı İşleri Genel Müdürlüğüne bir Orman Mühendisinin genel müdür olarak atanmasını nasıl doğru ve ölçülü bulamayacaksak, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğüne bir İnşaat Mühendisinin genel müdür olarak atanmasını da doğru ve ölçülü bulamayız.
Arazide gördüğü sedir ile ardıç ağacını veya funda ile pırnal meşesini ayıramayacak bir kişinin bu alanda değerlendirilmesi, doğru kaynakların yanlış kullanıldığına dair en güzel örneklerden biri olmuştur.
Kaynak israfı sadece maddi kaynakların boş yere harcanması değildir. Mesleki alanda farklı bir mühendislik dalında ehliyeti olan bir kişiyi hiç alakası olmayan bir mühendislik dalında çalıştırmak da ciddi bir kaynak israfıdır.
Ehliyet ve liyakat ölçüsünün ihlalinin boyutunu, tüm meslek camiamız ve diğer meslek disiplinlerinin takdirine bırakıyoruz.
Toprağın korunması, tabii kaynakların geliştirilmesi ve iklim değişikliği ile mücadele amacıyla; havza bütünlüğü esas alınarak çölleşme ve erozyonla mücadele, ağaçlandırma ve toprak muhafaza çalışmaları yolu ile çığ, heyelan ve sel kontrolü, havza ıslahı plan ve projelerinin yapılmasını uygulamakla görevli bir kurumu bir İnşaat Mühendisi ile yönetmeye kalkışmak kabul edilebilir bir tasarruf değildir.
Bu sadece Ormancılık Meslek Camiasını değil, tüm meslek camialarının meslek onurunu yaralar ve telafisi güç sonuçlar doğurur.
Kamu kurumlarımızda çalışma barışını derinden sarsacak, meslek mensuplarının saygınlık ve mesleki kazanımlarını ihlal edecek nitelikte atamaların Türkiye Yüzyılı hedeflerini akamete uğratacağını tüm kamuoyuna hatırlatmak isteriz.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın meslek kamuoyunda infiale sebebiyet veren benzer tutum ve gayretlere fırsat vermeyeceğine, ilgili bakanlıklarda tekrarının olmaması için gerekli tedbirleri alacağına yürekten inanıyoruz.
Atamalara vesile olan Sayın Bakanımıza şunu hatırlatmak istiyoruz. Kurumlar hafızaları ile vardır ve bu hafızalar kendi içerilerinden gelen meslek mensuplarınca ileriye doğru taşınırlar.
Yapılan bu liyakatsiz atamadan vazgeçilerek kurumların hafızalarını devam ettirmek, ehliyet ve liyakatini hem aldığı diplomayla hem de alanda yaptığı çalışmalarla ispat etmiş olan bir Orman Mühendisinin bu göreve atanmasını sağlayarak bu yanlıştan en kısa zamanda dönülmesini tüm kamuoyumuz adına saygıyla bekliyoruz.
(OMO YÖNETİM KURULU)
Değerli dostlar, saygıdeğer kamuoyu ve bu ülkenin yeşil vatanı için canını feda etmekten geri durmayan fedakâr meslektaşlarım.
Bu kadar naif bir anlatımla ve alınması gereken tedbiri de içeren öneri paketinin olduğu açıklama üzerinden iki yıl geçti.
Türkiye şu anda Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve Değerli Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımızın yönetiminde uluslararası bir toplantıya, yani COP31’e ev sahipliği yapacak bir sürecin içerisinde bulunmaktadır.
Pek tabii Bakanlık bünyesinde bu işi sevk ve idare etmesi gereken ormancılık birimi ÇEM Genel Müdürlüğü olarak görülmektedir.
Başta genel müdürlük makamını resmî olarak yürüten, teknik olarak da işgal pozisyonunda bulunan inşaat mühendisi unvanına sahip bir akademisyen, maalesef Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın hayallerini ve Bakanımızın hedeflerini gerçekleştirmek konusunda değil plan ve program yapmak, hayalini bile yaşamadığını yaptığı eylemlerle göstermektedir.
Türkiye’nin ormancılıktaki motor gücü, beyni, kalbi Orman Genel Müdürlüğü gibi bir kurumun; kurumsal yapısı, ekonomik gücü, teşkilat yapısı, insan kaynağı ve fiziki ortamıyla bu organizasyonun göbeğine oturtulması gerekirken maalesef betondan ve demirden başka bir konudan anlamayan, o konuda da ehliyetini uzmanlarının vereceği genel müdürlük makamının resmî sahibi Sayın Genel Müdür, kurumu mızıkçılık diye tabir edeceğimiz bir üslupla ve modelle yönetmeye çalışmakta; kimlerle iş tutacağını tespit etmediği gibi böyle bir derdinin olmadığını da eylemleriyle göstermektedir.
Gelecek hafta yazımızda bu sözlerimizin bir yorum, itham ve iftira olmadığını, kimlerle iş görmeye çalışıldığını sizlerle paylaştığımızda kendisi de herkes de anlayacak ki liyakate ve ehliyete vakıf olmadan bir görevi yürütmek hem kendine hem kurum çalışanına hem kuruma hem de bu aziz milletimizle canımızı feda edeceğimiz vatanımıza zarar vermektedir.
O nedenle her şeyi Cumhurbaşkanından bekleyen anlayışı doğru bulmadığımın altını çizerek, Saygıdeğer Bakanımızdan tez zamanda gerekli tedbiri alarak bu birimi alanında liyakatli, ehliyetli ve yönettiği meslek disiplinine uygun bir ülke insanı, vatan evladıyla yönettirme noktasında gerekli adımı atmasının başta şahsım olmak üzere temsil etmiş olduğum kurumun tüm meslektaşları ve ülkemizin tüm yeşil vatan savunucuları tarafından hararetle beklendiğini buradan ifade ediyorum.
Meselemizin kişisel olmadığını; tamamen ülkemin menfaati, insanımıza hizmet önceliği ve bu ülkeye borcumuzun ifa edilmesi adına doğru işleri anlatmak olduğunu hem başında bulunduğum takımın kaptanı olarak Orman Mühendisleri Odası yönetim ekiplerimizle hem bugüne kadarki bürokratik devlet yönetimi ve idari görevlerimle hem de siyasal ve ideolojik kimliğim ve karakterimle bezenmiş bir şekilde her hafta pazartesi günleri yazdığım yazılara nakşettiğim görüşlerimle ortaya koymaktayım.
Sayın Genel Müdür, o zamanki dostane ikazımızı anlamaya çalışsaydı bugün, şimdi bu hafta kısa bir sürecini izah ettiğim, gelecek hafta da insanın şaşırınca neler yapabildiğini belgeli olarak ortaya koyacağım yanlışlara imza atmamış olurdu.
Rabbim Saygıdeğer Bakanımıza da Sayın Genel Müdüre de hatadan tezelden dönmeyi nasip etsin diye dua ediyorum.
Şahsım, icranın başında bu konularda karar verecek bir makamda olmadığımı biliyorum; yani haddimi bilerek cümlelerimi metne döküyorum.
Hiç kimseyle ya da kurumla bir taassup anlayışı içerisinde kavgam olmadı, olamaz da.
Ancak babamın oğlu Yusuf abim, babamın oğlu kardeşim Engin, kız kardeşlerim Kader ve Yeşim dahi olsa Allah’ın ölçüsüne ve milletin menfaatine zıt düşen bir işlerini görürsem önce ikaz ederim, ikaz ederim, ikaz ederim. Düzelirlerse yolumuza devam ederim, hatalarında ısrarcı olurlarsa herkes kendi yoluna derim.
Aynı ana babaya sahip kardeşlerine böyle bakan bir kişi olarak milletin menfaatini ve milletin hassasiyetlerini gözetmeyen bir zihniyetle yönetilen bir birime ve yöneten kişiye önce ikaz ederim şıkkından, bu ikinci ikazımızdır.
Üçüncü örnekleme ve ikazımızı da gelecek hafta yapacağız.
Sonra devletin yönetim makamı gereğini yapar ya da bu arkadaşımız şapkasını indirir, kafasını iki elinin arasına alır, kiminle neyi nasıl yöneteceğini tefekkür eder, doğru adımlar atar, sorun çözülür.
Bu da olmazsa aziz milletimiz şahit, meslek kamuoyumuz şahit olsun ki ve devletimizin siyasal yönetimi de not etsin ki;
Fakir fukara, garip gureba, mazlum ve mağdur bir Anadolu insanı olan ve bu kitlenin temsil makamında bulunan bir kişi olarak ben yapmam gerekeni yaptım.
Gerisi yetkililerindir!
Allah sonumuzu hayır eylesin.
Sizlere hayırlı bir hafta diliyorum.
Kalın sağlıcakla!
UNUTMAYALIM; ORMAN HAYATTIR!..
Bugününüz ve yarınınız, sağlıklı ve huzurlu olsun inşallah!..
Hasan TÜRKYILMAZ
Orman Mühendisleri Odası
Genel Başkanı
=============
